31 May 2009

U



ubrulmak : devrilmek.
uca: yüce, yüksek, yüksek yer.
uçmak: cennet.
ud: değer.
udlu: değerli.
udlu konuk: ağır konuk, ağırlanması gereken konuk.
uğru: hısız, eşkiya, yol kesen.
uğrun: gizli
uğur: ön.
ukbâ: ahiret, öbür dünya.
ulak: haberci.
ulanmak: ulaşmak, kavuşmak, eklenmek.
ulaşır: sataşır.
ulu divan: mahşer günü insanların Tanrı huzuruna çıkışı.
uluk: ulu, büyük, güzel.
umar: çare.
umman: büyük deniz, engin deniz, okyanus.
unmak: iyileşmek.
urd: kuru ot veya çalıların yanması.
urmak: vurmak.
Urum: eskiden Anadolu'ya verilen ad.
uru: kalkık, dik.
uruşan: ruşen, aydın, vuruşan.
uryan, üryan: çıplak.
us: akıl.
usalmak: uslanmak, akıllamak.
usan: gafil, ahmak.
ustager: usta, iyi iş yapan.
usul: ölçülü, mevzun, uzun, uslu, akıllı.
uş: işte.
uşanmak: kırılmak
utmak : ütmek, kazanmak.
utlu: utangaç.
uyakmak: batmak, gurup etmek.
uz: usta, uzman, uzun.